Psikoterapi, bireylerin zorlandıkları konularla başa çıkmalarına yardımcı olan, ruh sağlığı alanında yaygın olarak kullanılan bir tedavi türüdür [1]. Psikoterapi, destek arayan bireylerin içsel yaşantı ve çatışmaları, kişiler arası ilişkileri ile duygu ve düşünceleri üzerinde çalışılması için tasarlanmış, psikoterapist ve danışan arasındaki ilişkiyi de kapsayan öznel bir süreçtir. Çok sayıda psikoterapi türü tanımlanmış olup her bir psikoterapi türünde farklı teknikler kullanılır. Bu teknikler kullanılan psikoterapi ekolüne göre farklılık gösterdiği gibi danışandan danışana veya danışanın psikoterapi almasına neden olan soruna göre çeşitli müdahaleleri içerebilir. Her bir müdahale tekniği psikoterapiste bu süreçte rehberlik eder. Çeşitli psikoterapi türleri arasında psikanalitik psikoterapiler, bilişsel ve davranışçı psikoterapi, kişilerarası ilişkiler psikoterapisi, grup psikoterapileri yer alır.
Psikanalitik psikoterapinin kökenleri Sigmund Freud tarafından keşfedilmiş olan psikanaliz teori ve pratiğine dayanır [2]. Psikanalitik psikoterapi yalnızca bireyleri terapiye getiren semptom ve şikayetleri ortadan kaldırmayı hedeflemez. Psikanalitik psikoterapi, psikanalizin bilinçdışı kavramından yola çıkarak inkar edilen veya farkına varılamayan özelliklerin bilinçdışından uzaklaştırılmasını yani daha farkına varılır hale getirilmesini sağlar. Bu sayede bilinçdışında tutulması için zaman harcanan düşünce veya duyguların serbest kalarak bireyin hem içsel çatışmalarıyla başa çıkabilmesi hem de arzu ve isteklerine yakın bir yaşam sürmesini hedefler.
Psikanalitik psikoterapiler, danışana semptomlarının kendi ruhsallığındaki öznel anlamını keşfetmesi için de imkan sağlar. Danışan ve terapist arasındaki ilişkiyi aktarımsal bir çerçevede ele almaya, bireyin semptomlarının bilinçdışı anlamlarını yorumlamaya da olanak tanır. Psikanalitik psikoterapi, terapistin, danışanın sözel ifadeleri ve davranışlarını danışana yorumlamayı da içerir. Bu sayede kişilik özelliklerini de yeniden yapılandırmayı sağlayan uzun süreli bir tedavidir. Psikoterapinin süresi kişiden kişiye göre farklılık göstermekle beraber çoğu zaman bir yıl ve daha uzun süreli olabilmektedir.
Psikanalitik psikoterapi kendimizde görmekte zorlandığımız ya da acı verici olan şeyleri fark etmemizi ve kabul etmeyi sağlar [3]. Bilinçdışı olgular, yaşanılan zayıflık hislerini, mükemmel olmaya dair arzularımız, içsel çatışmalar veya her şeyi gücümüzün yeteceğine dair inançlarımızı görüp bunları tolere edebilme kapasitemizi arttırmaya yardımcı olur.
[1] Freud, S., Breuer, J. (2013) Histerik görüngülerin ruhsal düzenekleri üzerine ön bildiri. (E. Kapkın, Çev.) Histeri Üzerine Çalışmalar. İstanbul:Payel yayınları. (Orijinal çalışma 1895 yılında yayımlanmıştır)
[2] McWilliams, N. (2004). Psychoanalytic psychotherapy: A practitioner’s guide. Guilford Press (ss. 18-20).
[3] Roth, A., & Fonagy, P. (2006). What works for whom?: a critical review of psychotherapy research (ss. 5-7).
